Biraz komik ama aslında pek de gülünecek tarafı olmayan bir durumdan bahsetmek istiyorum.
Yıllardır bu mesleğin emektarı olarak öyle olaylar görüyoruz ki… İnsan “Bu kadar da olmaz” diyor, ama oluyor. Üstelik düzenli olarak oluyor.
Son günlerde yaşadıklarımız adeta özet niteliğinde:
Yol kapanır…
Sel olur…
Heyelan olur…
Vatandaş mağdur olur…
Ve klasik cümle:
“Çare yok, doğa olayı…”
Tamam… doğa üstü değil, doğa olayı… kabullendik.
Ama doğanın yapmadığı başka bir şey var:
Ziyaret trafiği.
Bir bakıyoruz, olay yeri adeta açılış yapılacak müze gibi.
Siyasi parti temsilcileri sırayla geliyor.
Fotoğraf çekiliyor.
Kameraya bakılıyor.
Baş sallanıyor.
Bir eksik var: kurdele.
Yanlış anlaşılmasın…
Görevli olan gelir, sorumlu olan gelir — gelmeli de. Buna kimsenin itirazı yok.
Ama ortada çözüm yokken sadece “orada görünmek” artık başka bir şeye dönüşüyor.
Biz buna gazetecilikte yeni bir isim taktık:
Afet turizmi.
Ziyaret Ettik… Peki Sonra?
Vatandaş soruyor:
“Ne yapılacak?”
Cevap:
“Geçmiş olsun.”
Peki çözüm?
— Yok.
Önlem?
— Yok.
Plan?
— Yok.
Ama fotoğraf var.
Video var.
Paylaşım var.
Sonuç olarak olay yerleri özellikle Alanya’da artık sorun çözme noktası değil, siyasi görünme noktası haline geliyor.
Bir taraf diyor:
“Bizimkiler geldi maşallah!”
Öbürü diyor:
“Onlar gelmedi biz geldik!”
Vatandaş diyor ki:
“Su hâlâ akıyor…”
Liderlik Selfie Çekmek Değildir
Aslında mesele çok basit:
Bazen gitmemek daha doğru iştir.
Eğer çözüm üretmeyeceksen, ekip göndermeyeceksen, destek sağlamayacaksan, sadece görünmek için gitmek çaresizliğin belgesidir.
Ne siyasetçiye faydası var
Ne de mağdur vatandaşa…
Liderlik; kameraya bakmak değil, sorunu ortadan kaldırmaktır.
Empati bazen çizme giymekten değil, iş makinesi göndermekten başlar.
Belki de artık olay yerleri reklam panosu olmaktan çıkar, çözüm merkezi olur.
O gün gelirse, gerçekten gidildiğini anlarız.
Saygılarımla.
