Alanya, dışarıdan bakıldığında denizi, kalesi ve bitmek bilmeyen eğlencesiyle bir cennet. Ama bu cennetin mutfağına girdiğinizde, durum hiç de kartpostallardaki gibi toz pembe değil. Alanya turizmi bugün devasa bir çarkın içinde dönüyor; ancak bu çarkın dişlileri arasında ezilen, her sezon başında "Acaba bu yıl ne olacak?" diye uykuları kaçan binlerce emekçi var.
Altı Ayın Ekmeğiyle Bir Yıl Geçer Mi?
Alanya’da turizm demek, zamana karşı yarışmak demektir. Nisan-Mayıs gibi başlayan o telaş, Ekim sonunda yerini derin bir sessizliğe bırakır. Hidayet Kızıları’nın da haklı olarak sorduğu gibi: Bu insanlar geri kalan 6 ayda ne yiyip ne içecek?
Asgari ücretin 28 bin lira olduğu bir ekonomide, sadece sezonluk çalışarak; ev kirasını ödemek, çocuk okutmak ve insanca yaşamak artık bir mucize haline geldi. Alanya gibi hayat pahalılığının tavan yaptığı bir şehirde, turizm emekçisine "sezonluk bir maliyet kalemi" gibi bakmak, aslında kendi bindiğimiz dalı kesmektir.
Alanya'nın "Kalifiye Personel" Çığlığı
Bugün Alanya’daki otel sahipleri ve işletmeciler "Kaliteli personel bulamıyoruz" diye dert yanıyor. Peki, neden bulamıyoruz?
Gelecek garantisi olmayan bir sektörde kim kariyer yapmak ister?
6 ay sonra kapı önüne koyulacağını bilen bir usta, mutfağa ruhunu nasıl katar?
Sosyal güvencesi pamuk ipliğine bağlı bir genç, neden turizm fakültesini seçsin?
Biz Alanya olarak sadece turist sayısına odaklanıyoruz. "Şu kadar milyon turist geldi" diye övünüyoruz ama o turistin önüne tabağı koyan, yatağını yapan, şehri gezdiren insanın huzurunu hesap etmiyoruz. Mutsuz personelle mutlu turist ağırlanamaz.
Kaosla Başlayan Sezon, Belirsizlikle Biten Yıl
Her sezon başında yeni bir krizle uyanıyoruz. Bir gün savaş, bir gün uçak krizi, bir gün pandemi... Alanya turizmi bu şoklara alışık ama bu şokları her seferinde en ağır şekilde çalışanlar göğüslüyor. Borçla girilen sezonlar, kredi kartıyla dönen kış ayları artık bu sektörün kaderi olmamalı.
Ne Yapmalı?
Alanya’nın dünya markası kalabilmesi için artık "sezonluk turizm" kafasından çıkması gerekiyor:
12 Ay Turizm Hedefi: Alanya’yı sadece deniz-kum-güneş üçgeninden kurtarıp; spor, sağlık ve gastronomi turizmiyle 12 aya yayacak somut adımlar atılmalı.
Personel Vefası: İyi personeli elinde tutmak isteyen işletmeler, kışın da bu insanlara sahip çıkacak formüller (askıda maaş, eğitim destekleri vb.) geliştirmeli.
Yerel Destek: Alanya’nın yerel yönetimleri ve odaları, sezonluk çalışanların kış aylarındaki yaşam kalitesini artıracak sosyal projeler üretmeli.
Son Söz
Alanya turizmi sadece otellerden ve acentelerden ibaret değildir. Bu sektörün kalbi, o mutfaktaki şefin, masadaki garsonun, kapıdaki valenin elindedir. Eğer biz insana yatırım yapmayı, rakamlara yatırım yapmaktan daha öncelikli görmezsek; yarın o çok övündüğümüz tesislerde hizmet verecek kimseyi bulamayacağız.
Güneşin altındaki bu parıltıyı sürdürmek istiyorsak, önce o güneşin altında ter dökenin hakkını ve geleceğini sağlama almalıyız.
HİDAYET KIZILARI
