Biz insanoğlu çalışır, çabalar, yoruluruz. Hayatın telaşı içinde biraz nefes almak için eşimizle, dostumuzla bir parka, mesire alanına ya da sahile gideriz. O anların güzelliği, huzuru tartışılmaz.
Ancak ne yazık ki geride bırakılan manzaralar çoğu zaman içimizi acıtıyor: yere atılmış dondurma naylonları, pet şişeler, cam kırıkları… Oysa en fazla elli metre ileride mutlaka bir çöp kutusu vardır.Yazın güneşin altında kalan cam şişeler mercek görevi görerek yangınlara sebep olabiliyor.
Yol kenarına atılan çöpler hem çevreyi kirletiyor hem de tehlike saçıyor. Bu davranış bir kültür değil, kötü bir alışkanlıktır.Birçok ülkeye gidenler bilir: sokakta çöp göremezsiniz. Hayranlıkla “Ne kadar temiz!” dersiniz. Bizim şehirlerimiz de aynı şekilde olabilir. Bunun için tek şart, herkesin üzerine düşeni yapmasıdır.Çöpümüzü çöpe atalım.
Çöp kutusu bulamadığımızda arabamızda taşıyalım, gördüğümüz ilk kutuya bırakalım. Dünyamızı, ülkemizi, coğrafyamızı, şehrimizi, beldemizi, mahallemizi sevelim ve koruyalım. Çevremizde sadece insanlar değil, başka canlılar da var. Onlara da saygılı olalım.
Bu yazıyı kaleme almamın sebebi, gece gördüğüm bir rüyadır. Radyoda müzik kesildiğinde mikrofonu elime alıp bu sözleri söyledim. Şimdi de sizlerle paylaşmak istedim.Vicdanlarımızla yüzleşelim. Hep birlikte diyelim ki:
“Evet, ben de dikkat edeceğim. Çöpümü çöpe atacağım"
Bizde son Alanya olarak daha dikkat edeceğiz söz
